Afetler ve Travmatik Olayların İnsan Psikolojisine Etkileri

04.12.2020
Afetler ve Travmatik Olayların İnsan Psikolojisine Etkileri

Travmatik olayların etkileri bireysel düzeyde gözlenebileceği gibi belli bir grup açısından ya da toplumsal açıdan da gözlenebilir.

Travmatik olayların türü, büyüklüğü, neden olduğu kaybın miktarı ve kişi için anlamı vb. gibi durumlar insan psikolojisi üzerinde doğrudan etki etmektedir. Örneğin; yaşanan bir depremdeki yıkımın büyüklüğüne ve buradaki can kayıplarına şahit olan bireyler bu olaydan ayrı ayrı etkileneceklerdir.

Depremde hiçbir can kaybı yaşanmamış olsa bile örneğin, evini kaybetmiş bir aile yaşanan bu maddi kayıptan ailece etkileneceklerdir. Yine deprem gibi geniş kitleleri etkileyen bir afet tüm bir toplum üzerinde travmatik etki bırakabilir. 1999 yılında yaşanan Kocaeli Depremi ve 2011 yılında yaşanan Van Depremi buna verilebilecek en iyi örneklerdendir.

Özellikle Kocaeli depreminden sonra yaşanan geniş yıkımın, yüksek orandaki can kayıplarının ve oradaki insanların acı dramlarının televizyon kanalları tarafından yoğun olarak yayınlanması Türkiye çapında bir “toplumsal travma” yaşanmasına neden olmuştur.

İnsanların travmatik olaylardan etkilenmeleri, olayı doğrudan yaşayarak ya da dolaylı olarak olaya tanık olmak şeklinde olabilir. Her durumda da kişi olaydan olumsuz etkilenecektir. Ancak travmatik olayın doğrudan içinde bulunmak ile dolaylı olarak tanık olmak, travmadan etkilenme düzeyini de belirleyecektir.

Bazı uzmanlar, afetzedeleri etkilenme düzeylerine göre gruplara ayırmayı önermişledir:

  1. Birincil afetzedeler; bunlar travmatik olayı doğrudan yaşayan bireyledir.
  2. İkincil afetzedeler; bu grupta yer alan bireyler travmatik olayı doğrudan kendileri yaşamamışlardır fakat aileden birileri ya da yakın ilişki içinde bulundukları kişiler olaydan birebir etkilenmişlerdir.
  3. Üçüncül afetzedeler; bu gruptakiler, travmatik olaydan etkilenmiş olan insanlara yardım etmek için olay yerinde bulunan bireylerdir. Bu kişilerin kendileri de aynı zamanda birincil ya da ikincil afetzede olabilirler. Arama-kurtarma ekipleri, acil müdahale sağlık çalışanları vb. bu grupta yer alır.
  4. Dördüncül afetzedeler; yukarıda bahsedilen her üç gruptan da olmayıp, olayı örneğin medyadan takip eden veya benzer bir şekilde olaya tanık olan kişilerdir.

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere yaşanan travmatik olayın büyüklüğü ve birey üzerinde bıraktığı etkinin yoğunluğu insanların travmaya karşı gösterecekleri tepkiler üzerinde etkili olmaktadır. Bununla birlikte kişilerin yaşanan olayı anlamlandırma biçimleri ve kişilik özellikleri de (geçmiş deneyimler ve baş etme becerileri gibi) bu konuda etkili olan diğer unsurlardır.

Travma yaşamış bireyleri anlamak ve olası risk durumlarını ortaya çıkarıp tedbir alabilmek için, travma sonrasında yaşanacak olası psikolojik durumların bilinmesinde yarar vardır.

Konuya ilişkin kaynaklar incelendiğinde, insanların travmatik olaylara karşı gösterdikleri tepkilerin “normal olmayan durumlara karşı gösterilen normal tepkiler” olduğu yönünde açıklamaların genel anlamda kabul gördüğü görülmektedir. Bunu açmak gerekirse; burada anormal olanın kişinin alışılagelmiş sıradan yaşamının dışında ciddi ve önemli bir örseleyici olayın bulunmasıdır. Bu örseleyici olayın ortaya çıkışıyla birlikte sarsılan bireyin sergilediği tepkilerin ise normal, böyle bir olay karşısında olağan tepkiler olduğu ifade edilmektedir. Bu tepkiler normal kabul edilmekle birlikte, uzun süre bireyin bu durumda kalması onun hem ruhsal dengesini hem de sosyal uyumunu bozacağı için olası en kısa sürede kişinin bununla baş edebilmesi ve normal yaşamına geri dönmesi gerektiği ifade edilmektedir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.