Biyolojik Çeşitliliğin Korunması

03.06.2022
Biyolojik Çeşitliliğin Korunması

Doğal kaynakların bilinçsizce kullanılması, pek çok canlının yaşam alanını tehdit
ettiğinden dünyadaki canlıların neredeyse üçte birini nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya
bırakmaktadır.
Biyolojik çeşitlilik tüm dünyanın ortak
zenginliğidir. Biyolojik çeşitlilik dünyadaki her
ülke için canlı doğal kaynak zenginliği olduğundan
ekonomik kalkınma açısından büyük önem
taşımaktadır. Çünkü ülke ekonomisi kaçınılmaz
olarak doğal kaynaklara dayanmaktadır. İnsanlığın
geleceği büyük ölçüde biyolojik çeşitliliğin
korunmasına ve değerlendirilmesine bağlıdır.
Bugünün ihtiyaçlarını karşılayarak gelecek kuşaklara da bu çeşitliliği aktarabilmek amacıyla
biyolojik çeşitliliğin korunması gereklidir.
Çiftçiler aşırı otlatmanın, ormanların arazi kazanmak amacıyla tahrip edilmesinin,
biyolojik çeşitlilik açısından olumsuz etkileri konusunda bilinçlendirilmelidir. Kıyı
habitatlarının tahrip edilmesi, kontrolsüz balıkçılık, kaçak avlanma engellenmelidir.
Ayrıca türlerin korunması ve denetimi için mekanizmalar geliştirilmelidir.
İster bitki ister hayvan olsun canlıların
nesillerinin koruma altına alınması için
tabiat parklarının, doğal yaşam alanlarının
oluşturulması, organik tarımın tercih
edilmesi ve insanların bu konularda
eğitilmesi gerekmektedir.
Günümüzde biyolojik çeşitliliği tehdit
eden en önemli problemlerden biri de
biyokaçakçılıktır. Doğadan yabani canlıların ve onlara ait parçaların yetkili makamların
izni olmadan toplanması ve yurt dışına çıkartılmasına biyokaçakçılık denir. Ülkemize,
bitki ve hayvan örnekleri toplamak üzere gelen yabancılar kültür-turizm, iş ya da bilimsel amaçlı toplantılara katılım gibi başka faaliyetlerle asıl amaçlarını gizlemekte ve elde ettikleri
örnekleri çeşitli şekillerde yurt dışına kaçırmaktadırlar. Ülkemizden en çok kaçırılan canlılar;
böcek, kelebek ve bitki tohumlarıdır.
Biyokaçakçılık vakasıyla karşılaşıldığında uygulanacak işlemler şunlardır:
• Doğadan bitki, hayvan, böcek, vb. materyal
toplayanların araştırma izni olup olmadığı
ve araştırma izninin materyal toplamayı
içerip içermediği kontrol edilmelidir.
• Yabancı araştırmacıların yanında izin belgesi
olan Türk araştırmacıların olup olmadığı
kontrol edilmelidir.
• Kaçak olarak materyal toplanıyorsa cezai
işlem uygulanması sağlanmalıdır.
• Toplanan materyale el konularak doğaya yeniden kazandırılması sağlanmalıdır.
• Cezai işlem uygulanmış olsa bile kaçak olarak materyal toplayanlar bu fiili
tekrarlamaları olasılığına karşı ülkeden çıkarken aranmaları için İç İşleri Bakanlığı
(Emniyet Genel Müdürlüğü) ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’ na (http://www. gtb.gov.
tr/formlar/onlineihbar.aspx web sayfasında bulunan online ihbar formu doldurularak
veya ALO 136 ihbar hattını arayarak) ihbar edilmelidir.

Soyu tükenmekte olan canlılar biyolojik çeşitlilik açısından yeri doldurulamayacak
kayıplardır. Bu yüzden bu canlıların tespit edilerek koruma altına alınması büyük önem
taşımaktadır. Biyolojik çeşitlilik kaybını kontrol altına almak için çeşitli yöntemler
geliştirilmiştir. Bunları doğal koruma ve yapay koruma olarak ikiye ayırmak mümkündür.
Doğal koruma, canlıları kendi doğal yetişme alanlarında korumayı amaçlar. Millî
parklar, tabiat parkları, tabiatı koruma alanları, yaban hayatı geliştirme sahaları, özel çevre
koruma bölgeleri vb. yerler başlıca doğal koruma alanlarıdır. Ülkemizin çeşitli bölgelerinde
doğal koruma alanları bulunmaktadır. Örneğin Kayseri’de bulunan “Sultan Sazlığı Millî
Parkı” bir kısmı nesli tükenme tehlikesine düşmüş yaklaşık 300 kuş türü için beslenme,
barınma ve kuluçka yeridir.

Yapay koruma ise canlıları doğal olarak yaşadıkları ortam dışında hazırlanmış özel
alanlarda korumayı amaçlar. Botanik bahçeleri, hayvanat bahçeleri, tohum ve gen bankası
gibi yerler başlıca yapay koruma alanlarıdır.

Gen bankalarında özel genlere sahip
hücreler ve organizmalar da koruma
altına alınır. Gen bankalarındaki
örnekler nadir bitki ve hayvan türlerini
tekrar yetiştirmek ya da genetik
çeşitliliği artırmak için kullanılmaktadır
(Görsel 70). Bu genlerden daha sonraki
zamanlarda örneğin, bitki ve hayvanların
yaşamını tehdit edecek salgın hastalık,
açlık gibi durumlarda yararlanılır.
Ülkemizde de 2010 yılında Gıda Tarım
ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Ankara’nın
Yenimahalle yerleşkesinde açılan ve
yaklaşık 300.000 örnek kapasitesi ile
dünyanın üçüncü büyük gen bankası
olan Türkiye Tohum Gen Bankası’ nda hem bitki hem bakteri hem de mantar gen kaynakları
koruma altına alınmaktadır. Tohum gen bankaları, biyolojik çeşitliliğin korunmasını amaçlar.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.