Ekoloji, Ekolojik Denge ve Ekosistem

27.11.2020
Ekoloji, Ekolojik Denge ve Ekosistem

Ekoloji; bitkiler, hayvanlar, insanlar hatta mikroorganizmaları içeren canlılar topluluğu ile toprak, su vb. çevre elemanlarını inceleyen ve canlılar ile çevre elemanlarının birbiri ile etkileşimini araştıran bir bilim dalıdır. Canlıları ve yaşam alanlarını inceleyen bir bilim dalı olması nedeniyle çevre korumasına da katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda ekolojinin sayıları milyarları bulan canlı yaşamını önemli derecede etkileyen kapsamlı konuları içerdiğini söylemek mümkündür.

Kapsamı

Ekoloji, canlılar ve onların yaşam ortamlarını incelediği için oldukça kapsamlı bir bilimdir. Kapsamlı olması neticesinde birçok bilim dalı ile ilişki içerisine girmiştir. Bilim dallarına ait araştırmalarda ekoloji biliminin katkısı büyüktür. Örneğin, bir sosyolog toplumların yaşama alanlarını araştırırken ya da bir ziraatçı yeni bir tarım ürünü yetiştirirken ekolojiden yararlanır. Özellikle son yıllarda hukuk, tıp, mimari ve mühendislik daları da ekolojiden yararlanmaktadır.

Ekoloji bilimi; atom parçalarından, evrenin kendisine kadar uzanan madde organizasyonu basamaklarından organizmalar, popülasyonlar, komuniteler ve ekosistem basamakları ile daha yoğun ilgilenir.

İlgili Kavramlar

  • Popülasyon: Belli bir alanda yaşayan aynı türdeki canlı topluluğuna popülasyon denir. Örneğin aynı gölde yaşayan alabaliklar, alabalik popülasyonunu oluşturmaktadır.
  • Komunite: Popülasyonların oluşturduğu topluluğa komunite denir. Örneğin; aynı gölde yaşayan alabalık, sazan, yayın gibi balık popülasyonları komuniteyi meydana getirir.
  • Habitat: Popülasyona ait canlıların yaşama alanına habitat denir.
  • Ekolog: Ekoloji bilimine dair araştırma, inceleme, deney, gözlem ve benzeri çalışmaları yapan kişilerdir.
  • Ekosistem: Canlıların ve onların yaşam alanlarını oluşturan çevrenin karşılıklı etkileşimlerine ekosistem denir.
  • Ekolojik döngüler: Yaşam için gerekli olan su, besin, oksijen gibi temel maddelerin canlı ve cansızlar arasındaki doğal dolaşımına ekolojik döngü denir.
  • Biyom: Belli bir bölgede yaşayan hayvan ve bitki topluluklarına biyom denir.
  • Niş: Ekosistem içindeki canlıların görevlerine niş denir.
  • Fotosentez: Yapısında klorofil taşıyan canlıların (bitkiler) ışık enerjisi ile kendilerine organik bileşikler üretmesine fotosentez denir.
  • Biyolojik çeşitlilik: Bitki ve hayvanların tür ve gen çeşitliliğine biyolojik çeşitlilik denir.

Ekolojik Denge

Ekosistem içindeki herhangi bir öge, kendi işlevini yerine getirebiliyorsa ekolojik dengeden (çevre dengesi) söz edilebilir. Örneğin bir ağaç yaprakları, dalları ve gövdesi ile doğal görünümüne sahip ise o ağacın ekosistem içindeki işlevini yerine getirdiği söylenebilir. Ancak böcek istilasına uğramış ya da hava kirliliği nedeni ile yaprakları dökülmüş işlevini yerine getiremeyen bir ağaç için aynı şeyi söylemek mümkün değildir.

Ekolojik dengeyi canlı ve cansız varlıklar olmak üzere iki önemli öge oluşturur. Canlı varlıklar; insanlar, bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmalardan oluşurken cansız varlıklar; iklim, atmosfer, toprak, okyanuslar, göller, madenler, yeraltı kaynakları gibi ögeleri içerir. Doğadaki canlı ve cansız ögelerin karşılıklı ya da birbiri ile kimyasal, fiziksel ve biyolojik olarak etkileşimleri söz konusudur. Bu etkileşimler besin sağlama, fiziki mekân elde etme, oksijen alabilme gibi hayati önem taşır ve doğal olarak zaman içinde akıcılık gösterir. Örneğin; toprak; iklim şartları, yer kabuğu özellikleri, su gibi cansız faktörlerden etkilendiği gibi bitki, insan ve hayvanların dâhil olduğu canlılar grubunun da etkisi altında kalıp kendisi de onları etkilemektedir. Etkileşim doğal şartlarda olduğunda ekolojik dengeden söz etmek mümkündür. Ancak bazı durumlarda doğal akış, dışarıdan müdahale sebebiyle sekteye uğrayabilmektedir.

Ekolojik denge bir zincir olarak düşünülürse zincirin halkalarındaki herhangi bir kopukluk, bu dengeyi bozacak nitelikte olmaktadır. Örneğin, zincirin önemli halkalarından biri olan insanlar bazen kendilerine yaşama alanı yaratabilmek için doğal bitki örtüsünü bozabilmekte, ürettiği birçok kimyasalı da yine suya, havaya ve toprağa bırakarak zincirin diğer halkalarının da kopmasına sebep olmaktadır Bu da ekolojik dengenin bozulmasına yol açmaktadır. Normal şartlarda dünya kendi dengesini koruyabilmektedir. Ekolojik döngüler denilen faktörler bu dengenin korunmasını ve devamlılığını sağlayıcı niteliktedir.

Ekolojik İlişkiler

Doğada tüm canlı ve cansız varlıklar birbirini etkilemektedir. Ekolojik denge doğal akışıyla devam eder. Örneğin hayvan dışkısı toprakla karışır, bu toprağa domates tohumu ekilir; tohum yağmur, güneş ve organik ögelerle beslenerek büyür, insanlar da domatesleri toplayarak beslenir. Bu ve buna benzer ilişkiler dünya var olduğundan beri sürüp gitmektedir.

Ekolojik ilişkiler canlı ve cansızlar arasında olduğu gibi canlı topluluklarının kendi arasında da yaşanmaktadır. Bu ilişkiler üreme ve beslenme amaçlı olmaktadır. Canlılar beslenme şekillerine göre kendi aralarında farklılık sergiler. Örneğin üretici (ototrof) olarak bilinen bitkiler kendi besinlerini cansız varlıkları kullanarak kendileri yapar. Böylece diğer canlılara muhtaç değildir. İnsan ve hayvanların dâhil olduğu tüketiciler (heterotfor) grubu ise hayatlarını devam ettirebilmek için başka bir canlıya ihtiyaç duyar.

Heterotroflar beslenmeye yönelik ilişkilerini aynı türdeki diğer bir canlı ile gerçekleştirmez. Örneğin, bir insanın diğer bir insanı yemediği gibi bir fil de diğer bir fili yemez. Besin olarak kendilerinin haricindeki türleri tercih eder. Üreme ilişkilerinde ise tam tersi bir durum söz konusudur. Yani canlılar kendi türündeki diğer bir canlı ile çiftleşerek üremektedir.

Canlılar besin elde etmek için birbiri ile rekabet içine girmektedir. Ancak bu durum bazılarında düşmanca olmayabilir. Örneğin arılar, uygun bir beslenme yeri bulduklarında tüm kovana özel bir uçuş şekli ile haber verir. Kurtlar da ortak olarak avlanır ve avdan tüm sürü yararlanır.

Ekosistem

Dünya yaratıldığından beri yeryüzünde birçok yaşam ortamı oluşmuştur. Bu en küçük canlının yaşam alanından, büyük okyanuslara kadar uzayan geniş bir yelpaze meydana getirmektedir.

Dünya üzerindeki bu farklı yaşam alanları kendi ekosistemlerini oluşturur. Ekosistemler, belli bir alandaki bileşenleri teşkil edip kendilerine ait fiziksel ve kimyasal özelliklere sahiptir. Örneğin orman ekosistemi, su ekosistemi, çöl ekosistemi, çayır ekosistemi vb. Sistemler farklı büyüklüklerde olabilir. Bazen çok küçük bir alanı kapsayabildikleri gibi bazen de kıtaları kapsar. Örneğin dünya en büyük ekosistemdir. Büyüklükleri ne olursa olsun her ekosistem kendi içinde kusursuzdur. Tüm elemanlar sistemin bir parçası olduklarından eşsizdir. Ekosistem vücut sistemiyle karşılaştırıldığında birçok ortak yön fark edilir. Örneğin kalp, mide, beyin ya da damarlarda dolaşan kan olmasaydı vücut sistemi iflas edeceğinden yaşamak mümkün olmazdı. Ekosistem için de aynı şeyler söylenebilir; elemanlardan biri olmadığında sistem işlevini yerine getiremez ve bozulur.

Ekosistemlerin özellikleri birbirinden farklıdır. Sistemin özelliğini o sistemdeki su, hava, ışık, nem, rüzgâr gibi cansız varlıklar belirler. Her ekosistem de kendi içerisinde çeşitli ögeleri barındırır. Örneğin kuşlar, bitkiler, ağaçlar ve mikroorganizmalar orman ekosistemini oluştururken; denizler, balıklar, taşlar, yosunlar da su ekosistemini oluşturur.

Canlı varlıklar kendi kimyasal ve fiziksel özelliklerine göre ortamlarını seçip uyum gösterdiklerinden her ekosistemde yaşayamaz. Örneğin bir kaktüsün Kutup bölgesinde, bir penguenin Afrika’da ya da bir aslanın okyanusta yaşayamayacağı vb. Kaktüsler sıcak bölgelere uyum sağlar çünkü vücutlarında uzun süre su depo edebilir. Develer de uzun süre çöl ortamına adapte olabilecek vücut yapılarına sahiptir. Penguenler için de aynı paraleldeki şeyleri söylemek mümkündür. Penguenler, vücutlarında çok düşük sıcaklıklarda yaşamalarını sağlayan kalın bir yağ tabakasına sahiptir.

Ekosistemler faklılık gösterse de bileşenleri değişmez. Her ekosistemde ototroflar, hetetroflar, doğal çevre ve ayrıştırıcılardan (bakteri ve mantarlar) oluşan temel bileşenler vardır. Ekosistemlerde yaşam, enerji akışı ve besin döngüleri ile sürmektedir. Enerji akışı güneşten başlayıp sırası ile ototroflara, hetetroflara ve ayrıştırıcılara doğru tek yönlü bir şekilde süreklilik gösterir.

Ekosistemin tek enerji kaynağı güneştir. Enerji akışı güneş ışınlarının ototroflar tarafından fotosentezi ile başlar. Fotosentez ile gelişen ototrofları, hetetroflar tüketerek enerji alır. Hetetrofların atıkları, bakteri ve mantarların oluşturduğu ayrıştırıcılar grubu tarafından en yüksek enerji şeklinde özümsenir. Ayrıştırıcılar aldıkları enerjiyi ya kendilerinden beslenen mikroorganizmalara verir ya da toprakta depolar. Görüldüğü üzere her canlı kendinden önceki sistem bileşenine bağımlıdır. Sistemin süreklilik göstermesi üreticilerin devamlı fotosentez yapmasına bağlıdır.

Kaynak: Aile ve Tüketici Hizmetleri – Ekoloji – Ankara 2011

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.