Gençlerde Sınav Kaygısı ve Sınav Kaygısının Tedavisi

15.07.2019
Gençlerde Sınav Kaygısı ve Sınav Kaygısının Tedavisi

Sınav kaygısı bir sınav veya değerlendirilme durumundaki performansa bağlı olarak olumsuz sonuç elde etme olasılığının yol açtığı endişeye eşlik eden bilişsel, duygusal ve davranışsal tepkiler şeklinde tanımlanmaktadır.

Sınav kaygısı üzerine son 60 yıldır çok yoğun araştırmalar yapılmakta bu araştırmalarda sınav kaygısının doğası, bileşenleri, kaynakları, etkenleri, etkileri ve tedavi yöntemleri tespit edilmeye çalışılmaktadır.

Sınav kaygısı bilişsel ve duygusal şeklinde iki boyuttan oluşan çok boyutlu bir yapı olarak kavramsallaştırılmaktadır. Sınav kaygısının bilişsel boyutu, kaygıya neden olan gerçekçi olmayan, anlamsız düşünceleri içermektedir. Bunlar kendine odaklanma, başarısızlığa dair zihinsel meşguliyet, güven eksikliği, sınavla ilgili yetersizlik duyguları, düşük performans beklentileri, başarısızlığın gelecekteki muhtemel sonuçlarını derin derin düşünme gibi unsurlardır.

Sınav kaygısının duygusal boyutu ise fizyolojik uyarılmanın neden olduğu otonom bedensel tepkileri içermektedir. Bu otonom tepkiler, kalp atış ve solunum sayısının artması, mide ile ilgili tepkiler, bulantı, terleme, üşüme, ellerin nemlenmesi, idrar boşaltma ihtiyacı, silkelenme ve titremedir. Sınav kaygısında bilişsel ve duygusal boyut birlikte olduğu kadar ayrı ayrı olarak ta tecrübe edilebilmektedir.

Yapılan pek çok araştırmada sınav kaygısının düşük bilişsel performans ve okul başarısı, psikolojik sıkıntı ve hastalıklarla ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırmalardan birisi olan Hembree’nin sınav kaygısı, etkileri ve tedavisini inceleyen 562 akademik çalışma üzerinde yaptığı meta analizde sınav kaygısının olumsuz değerlendirilme korkusu, sınavdan hoşlanmama ve daha az etkili çalışma yetenekleriyle doğrudan ilişkili olduğu tespit edilmiştir.

Sınav Kaygısının Tedavisi

Sınav kaygısının tedavisinde psikoterapi ve ilaçla tedavi şeklinde farklı uygulamalar bulunmaktadır. Davranışsal tedaviler, sınav kaygısını bir şartlanmış tepki olarak görmelerinden ötürü kaygıyı azaltmak için özel yöntemlerle şartlanmanın çözülmesi üzerine odaklanmaktadırlar. Ayrıca sınav kaygısı ile başa çıkmada solunum ve gevşeme egzersizleri, spor, meditasyon, sağlıklı beslenme, aşırı vitamin hapı almama, kahve, çay ve sigara gibi heyecan arıtıcı maddelerden uzak durma gibi davranışsal yöntemler de bulunmaktadır.

Bilişsel terapi sınav kaygısı olan bireylerde ki akıl dışı düşünce ve kaygıyı değiştirmeyi amaçlayan bir dizi yaklaşımı ihtiva etmektedir. Bunun için sınavın uyandırdığı duygu ve düşüncelerin farkına vardırma, sonra bu düşüncelerin altında yatan gerçek dışı ve anlamsız olanları belirleme ve sorgulama, son olarak ise gerçekçi olmayan ve kaygıya neden olan bu düşüncelerin yerine gerçekçi alternatifler koyma uygulamaları yapılmaktadır.

Biofeedback (deri iletkenliği, sıcaklık, kalp hızı, solunum gibi) bir ya da daha fazla fizyolojik süreç hakkında anlık ve devamlı bilgi sağlamada aletlerin kullanımı olarak isimlendirilmektedir. Biofeedback yüksek kaygılı bireylere duygusal tepkileri ile ilişkili olan fizyolojik tepkilerini izleme ve değiştirmeyi öğretmektedir. Sınav kaygısı tedavisinde biofeedback tek başına kullanılabildiği gibi diğer tedavi yaklaşımları ile birlikte de kullanılabilmektedir.

Günümüzde kaygı tedavisinde Benzodiazepineslerden Alprazolam, Clonazepam ve Antidepresan türü ilaçlar yaygın olarak kullanılmaktadır.

Kaygı bozukluğu tedavisinde ilaçla tedavi uygulamaları yapılmakla birlikte terapi mi yoksa ilaç tedavisi mi daha iyidir soruna kesin bir cevap vermek zordur. Her iki yöntemin avantajları ve dezavantajları bulunmaktadır. Bundan dolayı kaygı bozukluğu tedavisinde hastanın durumu dikkate alınarak her birey için en iyi olan tedavi şekli belirlenerek uygulanmaktadır.

Kaynak: AİBÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.