Günümüzde Alevîler

01.12.2020
Günümüzde Alevîler

Alevîlik, 677 sayılı tekke ve zaviyelerin kapatılmasını öngören Kanun kapsamı dışında kalmamıştır.

Bu Kanun’dan öncelikle Bektaşiler etkilenir; özellikle Arnavut kökenli Bektaşiler kendi ülkelerinde yeni bir örgütlenme içine girerler. Öte yandan Cumhuriyetin ilk döneminde 1947’lere kadar din eğitimi ihmal edilir, kısmen yasaklanır. Bu yaklaşım Anadolu’da Sünni-Alevî bütün kesimlerde olumsuz sonuçlar doğurur. Bununla birlikte devlet 1962’den itibaren Hacı Bektaş merkez zaviyesinin müze statüsünde açılmasına ve her yıl periyodik anma toplantılarının düzenlemesine izin verir.

1990’lardan sonra bu izinler yaygınlaşır, toplantılar çoğu kere festival havasında turistik gösterilere bürünür. 1950’lerde başlayan sanayileşme süreci taşralıları şehirlere ve yurt dışına göçe zorlar. Bu göç hareketlerinin bir sonucu olarak Alevîlik modernizmle karşı karşıya gelerek bir değişim sürecine girer. Günümüze kadar uzayan yarım asırlık serüvende Alevîler çeşitli problemlerle karşı karşıya kalırlar.

Bu süreçte Avrupa’da Alevî diasporasının oluşumu, 1980 İhtilali’nin sonuçları, Madımak Oteli Olayı (1992) ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giriş çabaları bu serüvenin dikkate değer noktalarıdır. Alevîlik öncelikle şehir kültüründe yeni ideolojilerle karşılaşır. Bunun sonucu geleneksel değerler sorgulanmaya başlanır. Bu sorgulama sürecinde dedelik ve düşkünlük kurumu ciddi şekilde yıpranır. Şehirlerde ikinci, üçüncü nesillerini yetiştiren Alevîler, kimlik problemleriyle; ibadet yapabilecekleri camiden farklı bir mekân ve dinî eğitim ihtiyacıyla karşı karşıya kalırlar.

Alevi Ocakları

Alevi Ocakları

1980 sonrası dinin dünyada yükselen değer olması ve Doğu Bloku’ndaki çözülme, Türkiye’deki bazı Marksist, Ateist çevreleri Alevîliğe yöneltir. Bu yönelişe paralel oluşmaya başlayan çoğu amatör Alevî-Bektaşi araştırmacı-yazar grubu ve onların neşirleriyle 1985’lerde başlayan yayın furyası, 1998’deki Alisiz Alevîlik tekliflerine kadar dayanır. Şehirlerdeki Alevîler, AB ile ilişkiler çerçevesinde sivil toplum örgütlerine verilen haklardan istifadeyle 1990’lı yılların başlarından itibaren çeşitli dernek ve vakıf faaliyetleriyle örgütlenir.

Zamanla hâkimiyet alanlarını taşrayada yansıtan bu yeni örgütlenmeler, genelde Alevîliğin değişim ve dönüşüm sürecinin sonucu olarak kabul edilir. Bugün 280 civarında örgüt arasında AABF (Avrupa Alevî Birlikleri Federasyonu), CEM Vakfı (Cumhuriyetçi Eğitim Kültür Merkezi), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Derneği, Dünya Ehl-i Beyt Vakfı öne çıkanlardır. Bunlar gündelik siyaset içinde farklı tercihleri, problemlerle ilgili farklı yorum ve kabulleriyle sık sık medyada boy gösterirler.

Günümüzde özellikle 2004’ten itibaren yayınlanan AB ilerleme raporlarındaki Alevîlikle ilgili açılım taleplerine de referans yapılarak Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilişkiler, cemevleriyle ilgili talepler, din eğitimiyle ilgili karşılaşılan problemler vb. talepler çeşitli platformlarda dillendirilmektedir. Türkiye’nin siyasi iradesi de 1990’lardan beri çeşitli kaygılarla bu taleplere muhatap olmakta ve çözüm arayışlarına yönelmektedir. Ancak Alevî zümreleri arasında taleplerle ilgili fikir birlikteliğinin olmayışı, konuların kolayca siyasi-ideolojik alanlara kaydırılması ve siyasi kaygıların ön plana çıkması, çeşitli konularda hukuki alt yapı yetersizliklerinin bulunması vb. sebeplerle problemler tartışılmakta ve tartışılmaya devam etmektedir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.