İrade nedir, kader ve irade ilişkisi

29.07.2022
İrade nedir, kader ve irade ilişkisi

Kaza ve kader konusunun yanlış anlaşılmaması için Allah’ın (c.c.) isim ve sıfatları yanında insanla alakalı bazı hususların da bilinmesi gerekmektedir. Dolayısıyla insanın nasıl bir varlık olduğu öncelikle iyi tespit edilmelidir. Bizler insanı yapıp ettikleri açısından “rüzgarın önünde uçuşan bir yaprak” gibi mi görüyoruz? Yoksa yapıp ettiklerinin tamamını kendi güç ve kudretiyle yapan, kendi fiillerini kendisi yaratan bir varlık olarak mı? Ya da bu ikisinin ortasında dengeli birşekilde mi insanı tanımlıyoruz? İşte insana dair bu bakış açılarının doğruluğu ya da yanlışlığı ölçüsünde kaza ve kader konusundaki bakış açımız da doğru veya yanlış olabilmektedir.

İrade

İrade kelimesinin sözlükteki anlamı;seçmek, tercih etmek, istemek, dilemek, yönelmektir. Bir kavram olarak ise aklın düşünüp karar vermesi sonucunda bir eylemi yapmayı ya da yapmamayı tercih etmesi anlamında kullanılır. Akıl sahibi olmasının yanında insanın en önemli özelliklerinden biri de irade sahibi olmasıdır. İnsan irade sahibi, akıllı ve özgür bir varlık olduğu için davranışlarından sorumlu tutulur. Bu özelliklere sahip olmadığında yaptıklarından sorumlu tutulamaz. Nitekim aklı ve iradesi olmayan ya da bu özellikleri varsa bile bunları kendi tercihi doğrultusunda kullanamayan insanlar, dini açıdan da yükümlü sayılmazlar. Bu yüzden kader inancı, insanın akıl sahibi, özgür ve sorumlu olmasıyla yakından ilgilidir.

Allah (c.c.), insanı akıllı bir varlık olarak yaratmıştır. İnsan davranışları; zorunlu ve seçime dayalı olmak üzere iki kısımdır. Yazı yazmak, oturmak, kalkmak, çalışmak, namaz kılmak, iyi veya kötü davranışta bulunmak özgür irademizle yaptığımız davranışlardandır. İnsan bu tür davranışlarından sorumludur.

İnsanın iradesinin dışında olan davranışlar da vardır. Kalbimizin çalışması, nefes alıp verişimiz, midemizin yiyecekleri sindirmesi bizim irademiz dışında gerçekleşir. Ne zaman, nerede, hangi anneden doğacağımıza, hangi ırktan olacağımıza biz karar veremeyiz. Göz, ten ve saç rengimiz bizim irademiz dışında Yüce Allah’ın (c.c.) takdiri ile gerçekleşir. İnsan kendi iradesi ve seçimi dışında Allah’ın (c.c) takdiriyle başına gelen durumlardan sorumlu değildir.

Kader ve kazayla ilgili yönüne gelince çoğu insan bu özgür iradesini kötüye kullanmasına rağmen sonuçta kendisini sorumluluktan kurtarmak için “ne yapayım kader böyleymiş” diyebilmektedir. Oysa bir şeyin kader olarak takdir edilmesi, insanın zamanı geldiğinde başka türlü değil de o şekilde bir seçim yapacağının bilinmesi demektir. Allah’ın (c.c) ezeli olarak o tercihi bilip takdir etmesi, o insanın o tercihe zorlanması demek değildir. Zaman ve mekanla sınırlı olmayan Allah’ın (c.c) ezeli ilmi, kulun seçimini zorlayan bir sebep değildir. Kul öyle seçtiği için Allah (c.c) da bu seçime göre yaratır.

İnsan; iyi ve kötü, doğru ve yanlış, güzel ve çirkin olan şeyleri ayırt edebilecek, karşılaştığı şeylere değer atfedebilecek ve bu değerler arasında seçim yapabilecek kabiliyettedir. İnsana bu güç ve imkanı veren Allah’tır (c.c). Bu imkanı, insan özgür iradesi doğrultusunda kullanır.

Kısaca insan herhangi bir fiil için tercihte bulunmakta, hür iradesiyle seçim yapmaktadır. Bu seçimle birlikte gerekli çabayı da sarf etmektedir. Allah (c.c) da onun bu seçimi ve çabası yönünde o fiili yaratmaktadır. Bu anlamda inkâr etmek ya da şirk koşmak dahi insana verilen özgürlük sınırları içindedir. Allah (c.c), insanlara özgür iradesiyle tercihlerini doğru yapabilmesi için aklı selim ve düşünme yeteneği lutfetmiş ve hidayet rehberi peygamberler ve kitaplar göndermiştir. İnanıp inanmama konusunda insanı serbest bırakmıştır.

Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyrulur:

“Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.”

“Ve de ki: Hak, Rabb’inizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki onun duvarları kendilerini çepe çevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!”

“İman edip de iyi işler yapanlara gelince, onlar için yaptıklarına karşılık olarak varıp kalacakları cennet konakları vardır. Yoldan çıkanlar ise, onların varacakları yer ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde geri çevrilirler ve kendilerine: Yalandır deyip durduğunuz cehennem azabını tadın! denir.”

“Sizi huzurumuza yaklaştıracak olan ne mallarınızdır ne de evlâtlarınız. İman edip iyi amelde bulunanlar müstesna; onlara yaptıklarının kat kat fazlası mükâfat vardır. Onlar (cennet) odalarında güven içindedirler. Ayetlerimizi boşa çıkarmaya çalışanlara gelince, onlar da azapla yüz yüze bırakılacaklardır.”

İnsan irade sahibi bir varlık olarak iyi ya da kötü tüm tercihlerinden sorumludur.

İnsan irade sahibi bir varlık olarak iyi ya da kötü tüm tercihlerinden sorumludur.

Akıl nimeti sayesinde seçme özgürlüğüne sahip olmak, aynı zamanda sorumlu olmak anlamına gelir. Bu sorumluluğu reddeden müşrikler, Allah’ın (c.c) dilemesinin kulun tercihlerine göre oluştuğunu kabul etmemişler ve kendi seçimlerinin ilahi takdir sonucu olduğunu iddia etmişlerdir. Kur’an’da, onların bu haksız yakıştırmaları reddedilmiştir:

“Putperestler diyecekler ki: ‘Allah dileseydi ne biz ortak koşardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık.’ Onlardan öncekiler de aynı şekilde (peygamberleri) yalanladılar ve sonunda azabımızı tattılar. De ki: Yanınızda bize açıklayacağınız bir bilgi var mı? Siz zandan başka bir şeye uymuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”

“Ortak koşanlar dediler ki: ‘Allah dileseydi ne biz ne de babalarımız ondan başkasına tapardık. O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.’ Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Peygamberlerin üzerine açık seçik tebliğden başka bir şey düşer mi?”

“Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz Allah, size muhtaç değildir. Bununla beraber O, kullarının küfrüne razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizden bunu kabul eder. Hiçbir günahkâr diğerinin günahını çekmez. Nihayet hepinizin dönüp gidişi, Rabb’inizedir. Yaptıklarınızı O size haber verir. Çünkü O, kalplerde olan her şeyi hakkıyla bilendir.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.