Kırım Savaşı (1853-1856) ve Paris Konferansı (1856)

10.03.2021
Kırım Savaşı (1853-1856) ve Paris Konferansı (1856)

Rusya’nın güneye inme politikasının bir sonucu olarak Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Kırım Savaşı yaşanmıştır.

Ancak Rusya’nın Boğazlara açılma isteği ve Osmanlı Devleti’nin topraklarına göz dikmesi, İngiltere ve Fransa’nın çıkarlarına dokunmuştur. Bu nedenle Avrupalı güçler, Osmanlı Devleti’nin yanında yer alarak Rusya’ya karşı bir Avrupa bloğu oluşturmuştur. Rusya’nın Kutsal Yerler Sorunu’nu bahane ederek başlattığı savaşta, Rusya yenilmiş ve 1856 Paris Antlaşması imzalanmıştır.

Kırım Savaşı, Avrupalı devletlerin müdahalesi ile uluslararası bir boyut kazanmıştır. Avrupa devletleri, Kırım Savaşı ve Paris Antlaşması’nda Osmanlı Devleti’nin yanında yer alarak Rusya’nın daha önceki tarihlerde kendi lehine bozmaya çalıştığı Avrupa güçler dengesini yeniden kurmayı amaçlamıştır.

30 Mart 1856’da imzalanan Paris Antlaşması’nın önemli maddeleri şunlardır:

  • Avrupa devletleri Osmanlı Devleti’nin Avrupa devletler hukukundan yararlanmasını kabul edecekti. Ayrıca her biri ayrı ayrı Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına saygı göstermeyi garanti
  • Osmanlı padişahının ilan etmiş olduğu Islahat Fermanı diğer devletler tarafından memnuniyetle karşılandı. Ancak bu ferman; antlaşmayı imzalayan hiçbir devlete, Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışma hak ve yetkisi
  • Osmanlı Devleti ve Rusya, savaş sırasında birbirlerinden aldıkları yerleri ve esirleri geri
  • Boğazların kapalılığına dair 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi aynen yürütülecekti.
  • Karadeniz; tarafsız duruma getirilecek, bütün devletlerin ticaret gemilerine açık fakat savaş gemilerine sürekli olarak kapalı olacak, kıyılarında hiçbir tersane bulunmayacaktı.
  • Sırbistan, Eflâk ve Boğdan; Osmanlı Devleti’ne bağlı kalacak, ancak bunların sahip bulundukları ayrıcalıklar genişletilecek ve bunlar antlaşmayı imzalayan devletlerin garantisi altında olacaktı.

Paris Antlaşması’yla Osmanlı Devleti ilk kez Avrupa devletler hukukuna dâhil edilmiş ve topraklarının bütünlüğü büyük devletlerin garantisi altına alınmıştır. Böylece Osmanlı Devleti’nin bir Avrupa devleti olduğu belirtilmiştir. Avrupalı devletler kendi çıkarları doğrultusunda Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü gerekli gördükleri için böyle bir politika takip etmeye başlamıştır.

Osmanlı Devleti’nde bir tersane

Osmanlı Devleti’nde bir tersane

Paris Antlaşması’yla Balkanlardaki Rus nüfuzunu kırmak için Karadeniz’in tarafsızlığı ve Boğazların yabancı savaş gemilerine kapatılması sağlanmıştır. Ayrıca Balkanlarda Eflâk, Boğdan ve Sırbistan topraklarındaki yönetimler; Paris Barış Konferansı’na katılan devletlerin ortak garantisi altına alınmıştır. Bu şekilde Rusya’nın güneye inme politikası engellenmek istenmiştir.

Osmanlı Devleti, Paris Antlaşması ile savaştan önceki sınırlarına dönmüş ve Rus tehlikesinden bir müddet kurtulmuştur. Osmanlılar; Paris Konferansı’na savaşı kazanmış olarak katılmasına rağmen antlaşmanın Karadeniz ile ilgili maddesi, yenilmiş olan Rusya ile birlikte kendisine de uygulanmıştır. Islahat Fermanı’nın antlaşmada yer alması da Osmanlı Devleti’nin aleyhine olmuştur. Büyük Avrupa devletleri, her ne kadar bu maddeyle devletin iç işlerine karışmamayı garanti etmişse de bu fermanla Osmanlı Devleti’nin iç işlerine müdahâle edebilecekleri yeni bir kapıyı önceden açmışlardır.

Kırım Savaşı’nın, Osmanlı Devleti açısından bir diğer önemli sonucu da ilk defa yabancı devletlerden borç para alınması olmuştur. Osmanlı Devleti, bu savaşa devam edebilmek için dış borçlanma yapılmasına karar vermiştir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.