Osmanlı Devleti’nde Ekonomik Tedbirler

09.03.2021
Osmanlı Devleti’nde Ekonomik Tedbirler

Osmanlı Devleti, Klasik Dönem’de toprağa dayalı bir ekonomik sistem uygulamıştır. Klasik Dönem’de fethedilen araziler mirî arazi şekline getirilmiş ve tahriri yapıldıktan sonra kanunnamelerle koyulacak vergiler tespit edilmiştir.

Osmanlı vergi sistemi, temelde örfî ve şeri olmak üzere iki kısma ayrılmıştır. Öşür, haraç ve cizye gibi şeri vergiler; ayni veya nakdî olarak tahsil edilmiştir. Örfî vergiler ise devletin gerekli gördükçe şeri kurallara dikkat ederek değişik zamanlarda halktan aldığı vergilerdir.

Osmanlı Devleti, farklı dönemlerde uyguladığı ekonomik politikalara uygun olarak vergi düzenlemeleri yapmak zorunda kalmıştır. Devlet; başta savaş olmak üzere deprem, kıtlık gibi özel durumlarda da değişik isim ve miktarlarda yeni vergiler koymak zorunda kalmıştır.

XVI.yüzyıl boyunca Osmanlı Devleti’nin gelirleri, giderlerine oranla daha fazla artmış, XVII. yüzyıldan itibaren ise bu durum tam tersine dönmüştür. Büyük ordular kurmak ve bu orduyu sürekli olarak eğitme zorunluluğu Osmanlı Devleti’nin finansal yapısını bozarken uzun ve yıpratıcı savaşlar, ekonomik sorunları daha da ağırlaştırmıştır.

Girit Kuşatması (Gravür)

Girit Kuşatması (Gravür)

Girit Kuşatması’nın yirmi dört yıl sürmesi ve II. Viyana Kuşatması ile başlayıp Karlofça Antlaşması’na kadar süren on altı yıllık uzun savaş dönemi, devleti ekonomik olarak zor duruma sokmuştur.

XVII. yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı Devleti’nde mali sıkıntılarla birlikte nakit ihtiyacının artması, tımar topraklarının merkezî hazineye bağlanmasına yani iltizam hâline getirilmesi- ne sebep olmuştur. İltizam toprakları daha sonra da malikâne topraklarına dönüştürülmüştür.

Genel anlamda iltizama vermek bir toprağın gelirlerinin açık artırma yoluyla bir süreliğine kiraya verilmesi anlamına gelmektedir. Açık artırmayla iltizam hakkını alan kişiye mültezim adı verilmiştir. XVI. yüzyılın sonlarından itibaren tımar ve zeamet toprakları iltizam olarak verilmeye başlanmıştır. Devletin sıcak para ihtiyacını karşılayan mültezimler ise zenginleşmiş ve nüfuz sahibi olmuştur.

Geliri dirlik olarak kimseye verilmeyen ve doğrudan merkez hazinesine aktarılan vergilere ve vergi kaynaklarına mukataa denmektedir. Tımar sisteminin uygulandığı yerlerde, merkez hazinesinin nakit ihtiyacını karşılamak için memleketin zengin vergi kaynakları, mukataa olarak ayrılmıştır.

Mukataa arazileri (İllüstrasyon)

Mukataa arazileri (İllüstrasyon)

Mukataa Arazileri

Mukataalar, başlangıçta en fazla üç yıllık bir dönem için iltizama verilmiştir. Ancak merkezî hazinenin nakit ihtiyacının giderek artmasıyla devlet, mukataaları mültezimlere ömür boyu tahsis etmeye başlamıştır. Mukataaların ömür boyu kiralanma uygulamasına malikâne sistemi adı verilmiştir. Malikâne sistemi, sahiplerine büyük güç kazandırmıştır. Büyük zenginliğe kavuşan bu gruplar, taşra yönetiminde daha çok sorumluluk almıştır.

Malikâne sistemi ile ekonomik olarak güçlenen kişiler, Anadolu’da başıboş sekban, sarıca ve levent gibi askerî grupları da bünyelerine katarak ekonomik güçlerinin yanı sıra askerî güce de sahip olmuştur. XVIII. yüzyılda birçok âyan, büyük mukataa gelirleri olan bu mültezimlerin içinden çıkmıştır.

Avarız vergisi, Osmanlı Devleti’nde XVI. yüzyılın sonlarında ihtiyaç hâlinde toplanan bir vergi olarak ortaya çıkmıştır. Ancak savaşların uzaması ve gelir kaynaklarının azalmasıyla bu vergi, düzenli olarak toplanmıştır. Hem Müslüman hem de gayrimüslimlerden alınan avarız vergisi, başlangıçta olağanüstü hâllerde alınsa da zamanla devamlı hâle getirilmiştir. Osmanlı Devleti’nde salgun ya da salma olarak adlandırılan ve ilk başlarda ayni veya hizmet olarak da tahsil edilebilen avarız vergileri, XVII. yüzyıldan sonra tamamen nakdî olarak alınmaya başlanmıştır. Avarız vergileri, artan hazine açıklarını kapatmada büyük bir paya sahip olmuştur.

Avarız vergisi, avarız hanesi olarak adlandırılan birimlerden tahsil edilirdi. Avarız hanesinin gerçek hane ile ilgisi yoktur. Üç, beş, yedi, on, on beş evden oluşan bir vergi birimine avarız hanesi denirdi. Devletin tamamında geçerli standart bir avarız hanesi birimi yoktu. Her kaza için farklı ölçüler esas alınırdı.

Osmanlı Devleti’nde savaşlara bağlı ekonomik sıkıntılar nedeniyle varlıklı kişilerden imdadiyye adı altında yardımlar toplanmaya başlanmıştır. Önceleri sefer masraflarını karşılamak için koyulan ve “imdad-ı seferiyye” adı verilen bu vergi, XVIII. yüzyıl sonlarından itibaren sürekli hâle getirilmiştir. İmdadiyye vergisinin ulemadan da toplanması kararlaştırılınca bu kesimde büyük bir tepki oluşmuş ve padişah da dâhil olmak üzere devlet ileri gelenleri sert şekilde eleştirilmiştir. Sonunda imdadiyye vergisinin ulemadan toplanmasından vazgeçilmiş ve bu verginin zengin kişilerden alınmasına karar verilmiştir. İmdadiyye vergisi, zamanla adeta bir varlık vergisine dönüşmüştür.

Kaynak: Tarih 11 – Yazarlar: Dr. Öğr. Üyesi Erol YÜKSEL – Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ali KAPAR – Dr. Özgür BAĞCI – Ferhat BİLDİK – Kazım ŞAHİN – Leyla ŞAFAK – Murat ARDIÇ – Süleyman YILDIZ – Yasemin ARDIÇ

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.