Siyasal Toplumsallaşmanın Gelişme Süreci

25.11.2020
Siyasal Toplumsallaşmanın Gelişme Süreci

Bir toplumun içerisinde eğer herkes amaçlar ve bu amaçlara açılan yollar hakkında tam bir anlaşmaya varacak olurlarsa, o toplumdaki bir kimse bir diğer kimsenin ne türlü hareket ettiğine, nasıl davranması gerektiğine karışma, etkileme gereğini duymayacaktır.

Böylelikle o toplumda iktidar ve etkileme ilişkileri oluşmayacaktır. Bunun sonucu olarak da bir hakem, meşru baskı örgütü ya da egemen sınıfların aracı olarak nitelenen devletin ve siyasal sistemin böyle bir ortamda var olamayacağını iddia edebiliriz. Fakat diyelimki o toplumun üyelerinden biri, bir diğer üyenin çıkarlarını engellemeye kalkmış olsun, işte o zaman, Prof. Dahl’ın da dediği gibi o toplum siyaset mikrobunu kapmıştır. Çünkü üyelerden biri diğer bir üyenin davranışını değiştirmeye çalışmıştır. Bunu yaparken de ya bir takım mükâfatlar vaadetmiş ya da zor yoluyla bazı kısıtlamalarda bulunmuş, davranışı değiştirilmek istenen kişiyi bazı şeylerden mahrum bırakmakla tehdit etmiştir. Böylece bu iki üye arasındaki ilişki bir iktidar ilişkisi haline dönüşmüştür.

Çatışmanın başladığı yerde siyaset de başlar. Bu çatışma ortamının değiştirilmesi, yumuşatılması, kontrol altında tutulması ve hatta ezilerek ortadan kaldırılması o toplumdaki üst yapı kuruluşlarına düşen bir görevdir. Bu siyasal görev her zaman aynı derecede etkenlik sağlayamaz. Çünkü değişen toplumsal koşullar toplumda yeni patlamalar, meşruiyet savaşları, değişik itkidar ilişkileri ve yeni denge sorunları yaratmaktadır. Alt yapısal değişme artık kendine uygun üst yapı kurumları oluşturma çabası içindedir.

Strüktürel yeteneksizlik alt yapıdan gelen zorlamalarla giderilir. Toplumsal koşulların nitelediği yeni üst yapı ise denetim ve yönetim görevleriyle toplumu etkileyecek ve yeni alt yapı gelişmeleri ve yeni sorunların oluşmasına araç olacaktır. Bu toplumsalla siyasal arasındaki etki-tepki, başka bir deyimle input-output oluşumu o toplumun siyasal davranışını etkileyecek ana koşulları da yaratacaktır.

Yapısal ve toplumsal değişmeler, etki-tepki ilişkileri, değişik toplumlarda değişik türlerde meydana gelmektedirler. Diktatörlük, demokratik yönetim, evrimler ve devrimler kendilerine en uygun ortamlarda gelişirler ve uygulanırlar. Bir başka deyişle bunlar kendilerini yaratan alt yapının üst yapı ürünleridirler. Toplumu da kendilerine özgü bir şekilde etkileyip yön vereceklerdir. Toplumlar arasındaki bu farklılık ve değişik siyasal davranış boyutları, o toplumların değişik sosyo-ekonomik tabanlarından ötürüdür. Yine bir başka deyişle siyasal sistemler ve sistemlerin içinde yer alan ve onları oluşturan siyasal davranış boyutları, o toplumun sosyo-ekonomik hayatının yarattığı bir üst yapı olan siyasal ve toplumsal kültürün etkisindedirler.

Kanaat oluşumu, davranış ve tutumlar endüstriel bir toplumda, gelişmekte olan bir toplumda başka başka olacaktır. Değişme yokluğunun, ilkel tekniğin, yatay dikey toplumsal hareketsizliğin, tarımsal üretimin, feodal bir siyasal yapının, geniş aile düzeninin, kaderci zihniyetin hâkim olduğu toplumlarda genel ve siyasal kültür de bu unsurların getirdiği nitelikte olacak ve toplumun siyasal davranışına geleneksel bir taban sağlıyacaktır. Oysaki gelişmiş bir ekonomi ve teknolojinin hâkim olduğu, kesif iş bölümü yapılan, iktidarın paylaşıldığı bir siyasal yapısı olan, dikey ve yatay hareketliliğin yoğun, bölgesel ve mahalli ilgi ve çıkarların ulusal düzeye çıktığı toplumlarda siyasal davranışın daha etkili, kapsayıcı, yoğun ve geleneksel tabanlı siyasal davranışa göre de çok daha karmaşık olduğu görülmektedir.

Değişik toplumsal koşulların değişik siyasal davranışlar oluşturmasını açıklayabilmek için sorunu daha ayrıntılı bir şekilde ele almak ve siyasal davranışı etkileyen unsurlara, kültür boyutlarına ve bireyle toplum arasındaki ilişkilere ayrı ayrı inmemiz gerekmektedir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.