Siyaset Sosyolojisinde Çatışma ve Uyum

25.11.2020
Siyaset Sosyolojisinde Çatışma ve Uyum

Siyasal analizin belli başlı unsurları; siyasal iktidarın bölüşümü, otorite, etkinlik, siyasal değişi mve meşruiyettir. Toplumda iktidar sahipleri kimlerdir, bu iktidar ne tür mekanizmalardan geçerek uygulanır, hangi amaçla kullanılır, iktidar nasıl el değiştirir, güçlü nasıl güçlü olarak kalır, iktidarın meşru iyeti nerede yatar, soruları siyaset sosyologu için temel yaklaşımlar olmaktadır.

Siyaset sosyologları bu soruların cevaplarını sosyolojinin iki ayrı ana yaklaşımı içinde değerlendirebilir ve orta boy teoriler denilen yaklaşımlar eldri edebilirler. Sosyolojinin bu iki ana yaklaşımı ise, ilerdeki bölümlerde daha etraflı olarak görebileceğimiz gibi, özetle; yapısal-görevsel yaklaşımın “denge” ya da “mutabakat-uyuşum” teorisi, ya da özellikle marxist analizin ortaya attığı “çatışma” teorisidir.

Uyuşumcu teoriye göre toplumsal sistem içindeki bütün unsurlar, insan vücudundaki tüm organlar gibi karşılıklı gereksinim, uyum ve dayanışma içindedirler. Birinin iflâsı bütün sistemin aksamasına yol açabilir. Böyle bir teorik yaklaşımda toplumsal değişimin açıklanması zor olmakla birlikte, imkânsız da değildir. Uyumsuzluk gösteren unsur, teoriye göre yenilenmiş bir görev anlayışına sahip bir başka unsur tarafından elimine edilince, sistem yenilenmiş olarak uyumluluğuna devam edebilecektir.

“Çatışmacı” teoriye göre ise sistem birbiri ile çatışan, tezatlar oluşturan unsurlardan meydana gelmiştir. Bu bir “sınıf” ya da “guruplar-arası” çatışma modelidir. Bu modelde unsurların “karşıtlığı” esastır ve toplum sürekli olarak bu sürtüşme nedeni ile yenilenir. Siyasal güç meşruiyetini baskı ile sağlar ve çatışma sonucu yeni bir siyasal güç baskı araçlarını, yani iktidarı ele geçirinceye kadar iktidarını sürdürür.

Toplumların yapılanmalarını, ve değişim mekanizmalarını tahlil için kullanılan bu iki ana yaklaşım içinde, üç ayrı teorik guruplaşmanın yer aldığını öne sürebiliriz.2 Bunlar sınıf tahlilcileri, pluralistler ve elitistlerdir.

Bunlardan “sınıf tahlili” yaklaşımı marxist siyaset sosyolojisinin temel unsurudur. İktidar değişiminin köklerini ekonomik düzenin yarattığı sınıf ve gurup çatışmalarında arar ve bu nedenle “Çatışmacı” toplum modelinin içinde yer alır.

“Pluralist” yani “çoğulcu” yaklaşımlar ise daha çok “uyuşumcu” model içinde görünürler. Geleneksel pluralism baskı gurupları yaklaşımına dayanır ve demokratik düzenin yaşaması için gönüllü kuruluşlar ve ikincil gurupların varlığını şart koşar. Günümüz pluralistleri ise “elit” kavramını da toplumsal çoğulculuk içine katmışlardır. Bu anlamda demokratik çok gurupluluk bir elit çoğulculuğudur. Bir başka deyişle elitlerin demokratik biçimde iktidar savaşı vermeleri olayıdır.

Üçüncü gurup teorik yaklaşım ise “elitisf’lerin yaklaşımı olmaktadır. Geleneksel elitistler kitleleri mantıksız ve bilinçsiz olarak kabul eder ve elitlerin üstünlüğü ve işlevselliği üzerinde dururlar. Sadece elitlerin “uyumlu” olarak görev yapabildiği bir toplum analizi kuşkusuz dengeci ve uyuşumcu bir yaklaşıma girebilir. Çağdaş elitistler ise elitlerin varlığını sosyal yapılanmaya ve ekonomik nedenlere bağlarlar. Bu anlamda elitler de çoğulcu sistemde yer alan diğer sosyo ekonomik guruplardan başka bir şey değillerdir. Böyle bir yaklaşım da ise elitist teoriler “çatışmacı” modeller içinde daha kolaylıkla yer alabilirler.

Siyaset sosyolojisi “iktidar” incelemesini kişilerarası ilişkilerde değiL toplumsal düzeyde ele alır. Kişiler arası iktidar ilişkisi daha çok mikro siyasal davranış modellerinin ve siyaset psikolojisinin ele aldığı bir konudur. İktidarı. ı topiumsal düzeyde ele alınması ise günümüzde sadece devletin “gücü ilo ilgili olmamaktadır. Siyasal ve ekonomik kurumlar ve bunların oluşturduğu guruplaşmalar ister devletin elinde olsun isterse de özel girişimin, iktidar yapılanmasına yön veren unsurların başında gelmektedirler. Çağımızın modern toplumunda böylece iktidar oluşumunu ya da dağılımını etkileyen bir çok “birincil” ve “ikincil” gurup, çoğulcu toplumun yapısını oluşturmaktadır.

Modernleşmenin de belirli bir kriterini oluşturan bu çoğulculuk ilişkilerinin sosyo-siyasal tahlili iktidarın nasıl oluştuğu ve kimler tarafından nasıl kullanıldığını açıklamak kadar üzerlerinde iktidar uygulanan unsurların da bu gücü neden ve nasıl kabullendiklerini ortaya koyabilmektedir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.