Travma Sonrası Yaygın Görülen Bireysel Tepkiler

08.12.2020
Travma Sonrası Yaygın Görülen Bireysel Tepkiler

Travmatik bir olay yaşayan bireylerde gerek fiziksel gerekse psikolojik nitelikte pek çok farklı tepkiler gözlenmektedir. Bu tepkiler zamanla kendiliğinden düzelebileceği gibi bazen gittikçe yoğunlaşan bir şekilde de sürebilir.

Yaygın olarak gözlenen ve travma sonrası stres bozukluğunun da kriterlerini oluşturan bu tepkiler şunlardır:

İstenmeden akla gelen travmatik anılar (Olayı yeniden yaşama): Bu anılar genellikle yaşanan travma ile ilgili ya da onunla ilişkilendirilmiş anılar ya da düşüncelerdir. Bu anılar tamamen kişini istemi ve iradesi dışında zihninde aniden belirmekte ve kişide sanki o korkunç olay tekrar yaşanıyormuş ya da yaşanacakmış gibi bir his oluşturmaktadır.

Bu nedenle istemsiz anılar kişi için oldukça korkutucu olabilmektedir. Bu anılar, yaşanan olayla ilgili kişinin zihninde canlanan görsel bir anı (flashback) olabileceği gibi, sürekli işitilen bir ses şeklinde ya da olay esnasında duyumsanan ve olayı hatırlatan bir koku şeklinde de olabilir. Bu anılar genellikle yaşanan travmatik olayın en can sıkıcı, en acı ve en korkutucu anları ile ilişkili anılardır. Bu nedenle kişi için oldukça korkutucu ve huzursuzluk verici olmaktadır.

Kaçınma tepkileri: Kaçınma, kişinin kendisine yaşadığı travmatik olayın anımsatan her türlü uyarıcıdan uzak durma durumudur. Kişi olayı sürekli hatırlayıp tekrar tekrar travma stresini yaşamaktansa, bu anımsatıcılardan uzaklaşarak sakin kalabilmeye çalışmaktadır.

Kişi kaçınmalarının farkında olabileceği gibi çok fazla farkında olmayabilir de. Kaçınmalar kişiyi rahatlattığı için kısa vadede işlevsel görünmektedir. Ancak bu kaçınmalar neticesinde kişi günlük yaşam aktivitelerinden ve sosyal ilişkilerinden gittikçe uzaklaşmaya başlar. Bu kopukluklar ise uzun vadede kişinin hem travmasının daha derinleşmesine hem de daha başka uyum sorunları yaşamasına neden olmaktadır. Bu nedenle kaçınmalar, üstesinden gelinmesi gereken durumlardır.

Artmış uyarılmışlık düzeyi: Yaşanan travmatik olayın kendisi ve sonrasındaki istemsiz anılar ve kaçınma tepkileri bireyler için hep birer tehdit algısı oluştururlar.

Beynimiz ise bir tehdit algıladığında bizi sürekli tetikte tutar. Böylece karşılaşılacak ani durumlar için hızlı tepkiler verebilir. Zihnimizin ve bedenimizin fizyolojik olarak bu sürekli tetikte kalma durumu aşırı uyarılmışlık olarak adlandırılır.

Travma sonrasında ortaya çıkan anılar (görüntü, ses, koku, hareket gibi) tehlikenin devam ettiği, her an tekrarlayacakmış gibi bir his verdiği için kişi tetikte kalmaya devam eder ve sakinleşip gevşeyemez. Bu aşırı uyarılmışlık hâli hem zihinsel hem de bedensel bazı belirtiler ortaya çıkarır.

Dikkati belli noktalara odaklamada sorunlar, unutkanlık, hızlı kalp atışı, aşırı terleme (durduk yere ve özellikle avuçlarda), boyun ve sırt ağrıları, karın ağrıları, uyku sorunları (uyuyamama ya da sık sık uyanma) gibi belirtiler bireylerde artmış uyarılmışlık düzeyinin göstergesidir.

Depresif duygular: Yaşanan travma neticesinde kişiler yakınlarını kaybedebilir. Ya da en azından maddi veya manevi başka kayıpları olacaktır.

Travmatik olay sonrasında kişinin tüm hayalleri ve gelecek ümitleri yerle bir olabilir. Bu nedenle, kayıp yaşayan insanların derin bir üzüntü içine düşmeleri, geleceğe dair ümitsizliğe kapılmaları ve günlük yaşam aktivitelerine karşı ilgisiz kalmaları normaldir. Ancak bu duygular uzun süre atlatılamazsa kişinin sosyal ilişkilerinde, iş hayatında ve hataya uyumunda bozulmalar meydana gelir. Bu nedenle travma yaşayan bireylerin en kısa sürede bu duyguların üstesinden gelmeleri ruh sağlıkları açısından önemlidir.

Kaygı tepkileri: Travma yaşantıları bireylerde kaygı durumunu tetikler. Bu nedenle travma sonrasında bireylerde gözlenen tepkilerin hemen hemen tamamı kaygı tepkileridir.

İstenmeyen anılar ve artmış uyarılmışlık kaygının bir sonucu olduğu gibi kaygı durumunu da sürekli canlı tutar. Kişiler, kaygı yaşantılarıyla baş edemedikleri zaman, gittikçe yoğunlaşan ve artan bir kaygı durumu gözlenir.

Kişi yersiz ve nedeni belirsiz daha başka kaygılar da geliştirmeye başlar ve sürekli artan bu kaygı durumu kişinin uyumunu bozar. Tıpkı depresif duygular gibi, kaygı tepkilerinin de en kısa zamanda üstesinden gelinmesi önemlidir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.