XVII. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nin Dış Politikası

08.03.2021
XVII. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nin Dış Politikası

Osmanlı Devleti XVI. yüzyılın sonlarından itibaren ülkede ekonomik ve sosyal sıkıntılar yaşamış, devlet idaresinde zafiyetler ortaya çıkmıştır. Ancak Avrupa’da 1618-1648 yılları arasında devam eden Otuz Yıl Savaşları nedeniyle Avusturya, Osmanlı Devleti’nin bu zafiyetinden yararlanamamıştır.

Avrupa’da yaşanan bu karışıklıklar, Osmanlı Devleti’nin Batı’da gücünü korumasını sağlamıştı. XVII. yüzyılın ilk yarısında Avusturya ile büyük bir sorun yaşamayan Osmanlı Devleti, Otuz Yıl Savaşları’ndan sonra batıda stratejik rakibi olan Avusturya ile Erdel Meselesi yüzünden yeniden sıkıntılar yaşamaya başlamıştır. Köprülü Mehmed Paşa’nın sadrazamlığı döneminde bu mesele tam olarak halledilememiştir.

Köprülü Fazıl Ahmed Paşa (Gravür)

Köprülü Fazıl Ahmed Paşa (Gravür)

Köprülü Mehmed Paşa’dan sonra sadrazam olan oğlu Köprülü Fazıl Ahmed Paşa Dönemi’nde Avusturya, Erdel işlerini bahane ederek Osmanlı Devleti’ne karşı girişimlerde bulunmuştur. Bu nedenle Avusturya üzerine sefere çıkan Fazıl Ahmed Paşa 1663’te Uyvar Kalesi’ni fethetmiş ve burayı eyalet hâline getirmiştir. 1664’te Osmanlı ve Avusturya arasında yapılan Vasvar Antlaşması ile Erdel’deki Türk hâkimiyeti onaylanmıştır

Osmanlıların bütün zor şartlara rağmen en küçük bir yılgınlık göstermeden büyük bir azim ve sebatla otuz sekizinci günde kaleyi fethetmeleri “Uyvar önünde bir Türk gibi kuvvetli” deyimini tarihe mal etmiştir.

Osmanlı Devleti ile Lehistan arasında Sultan III. Murad Dönemi’nden itibaren dostane şekilde sürdürülen ilişkiler, XVII. yüzyılın ilk çeyreğinde bozulmuştur. İlişkilerin bozulmasındaki temel sebep Kırım hanının, Lehistan topraklarına seferler yapması ve Lehistan denetimindeki Kazakların Osmanlı sahillerini vurmasıdır. Diğer bir sebep ise Lehistan’ın, Eflâk ve Boğdan’daki Osmanlı egemenliğine karşı bazı girişimlerde bulunmasıdır. İki devlet arasındaki bu sorunlar yüzünden Sultan II. Osman (Genç Osman) Lehistan üzerine sefere çıkmıştır. Hotin Seferi olarak bilinen bu sefer, Lehistan’ın barış isteğiyle sonuçlanmış ve Kanuni Dönemi’ndeki sınırlar esas alınmıştır.

Hotin Seferi (Tablo, Franciszek Smuglewicz, 1673, Krakow Müzesi, Polonya)

Hotin Seferi (Tablo, Franciszek Smuglewicz, 1673, Krakow Müzesi, Polonya)

Sultan IV. Mehmed Dönemi’nde Osmanlı Devleti ile Lehistan arasındaki barışın yenilenmesine rağmen muhtemel bir Leh-Rus ittifakı Osmanlıları endişelendirmişti. Ukrayna’yı yöneten Kazakların 1668’de Osmanlılardan yardım istemesi üzerine Lehistan, Ukrayna’yı işgal etti. Bunun üzerine IV. Mehmed, Lehistan üzerine sefere çıkarak Kamaniçe’yi fethetti ve Podolya’ya hâkim oldu. Bu mücadeleler sonucunda 1672 yılında Bucaş ve 1676’daki Zoravna Antlaşmalarıyla Podolya ile Kamaniçe Osmanlı Devleti’ne, Ukrayna da Osmanlı himayesindeki Kazaklara bırakıldı.

Osmanlı himayesinde Ukrayna’yı yöneten Kazak beyinin, Rusya’ya yanaşması nedeniyle Rusya üzerine Çehrin Seferi’ne çıkıldı. Osmanlı ordusunun bazı önemli kaleleri fethetmesi üzerine Rusya barış istedi ve 1681’de Rusya ile Osmanlı Devleti arasındaki ilk antlaşma olan Bahçesaray Antlaşması yapıldı.

Bahçesaray (Kırım)

Bahçesaray (Kırım)

Osmanlı Devleti’nin XVII. yüzyılda karşı karşıya kaldığı bir diğer stratejik tehdit de Venedik’ti. Sultan IV. Murad Dönemi’nde Venedik yönetimindeki Girit’in bir korsan yatağı hâline gelmesi nedeniyle Osmanlı-Venedik ilişkileri bozulmaya başlamıştı. Korsan faaliyetlerin artması sonucu Osmanlı donanması, 1645’te Girit’i kuşatmış ve 1669’da Girit Adası tamamen Osmanlı yönetimine geçmişti.

Osmanlı Devleti, 24 senelik bir kuşatma sonucunda Girit’e hâkim olmuştur. Bu uzun kuşatma sırasında Venedik, karşı hamle yaparak Boğazlar ve çevresini abluka altına almış ve bunun sonunda İstanbul’da büyük bir kıtlık yaşanmıştır

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.