Yetkinlik Nedir, Ne Demektir?

Yetkinlik Nedir, Ne Demektir?

Yetkinlik; bireyin sosyal etkileşimi süresince karşılaştığı farklı durumlarda davranış ve düşüncelerini belirleyen, çevresindeki diğer bireylere göre daha başarılı sonuçlar elde etmesini sağlayan özellikler olarak tanımlanmaktadır (Uysal ve Akman, 2016). Chandler (1991), bireyin sosyal ilişkilerindeki başırısını belirleyen yetkinlik kavramını, bireyin yetenek ve kapasitesini daha etkin kullanması olarak açıklamıştır.

Birey, geçmişte uzmanlaştığı ve deneyim kazandığı durumlar karşısında mantıklı bir şekilde karar alır. Bireyin sahip olduğu yetkinlik düzeyi bireyin davranışını güdüleyebileceği gibi yetkin olmadığı durumlarda ise tepkisiz kalmasını sağlayabilir (Stump, Ratliff, Wu ve Hawley, 2009).

Bandura (1997), yetkinliği bireyin zihinsel ve duygusal yeteneklerini, ulaşmak istediği hedeflerini gerçekleştirmek amacıyla kullanabilmesi olarak tanımlamıştır. Yetkinlik yaşamın birçok yerinde bireyin sahip olduğu yüksek beceri düzeyidir (Stamatov ve Sariyska, 2015). Bazı bireylerin akademik olarak yetkinlik düzeyi yüksek olabilirken, kimileri ise sanatsal çalışmalarda ya da spor etkinliklerinde yüksek yetkinlik düzeyine sahip olabilmektedir. Schwarzer ve Fuchs (1995), ise yetkinliğin bireyin kendini ifade etmesini kolaylaştırdığını belirterek, bireyin düşünce ve davranışlarının şekillenmesinde yetkinliğin belirleyici bir rolü olduğu gözlemlemiştir. Bandura (1997), yetkinliğin bilgi, yetenek ve davranışlardan oluşan bir kişilik özelliği olarak, uzmanlık deneyimi, dolaylı deneyim, sözlü ikna ve duygusal durumlar olmak üzere dört kaynak tarafından şekillendiğini belirtmiştir.

Yetkinlik Kaynakları

Bandura (1997), bireyin bulunduğu sosyal çevre içinde yetkinliğini sağlayacak olan kavramları uzmanlık deneyimi, dolaylı deneyim, sözel ikna ve duygusal durumlar olarak dört ayrı başlık altında incelemiştir.

Uzmanlık Deneyimi

Yetkinliğin en önemli kaynağı olan uzmanlık deneyimi, bireyin öğrenme sürecinde araştırma, gözlem ve deneyimlerle elde ettiği gerçek olgu ve prensiplerin tümünü içeren bir kavramdır (Bandura, 1994). Yetkinliğin temel basamak noktası olarak görülen uzmanlık deneyimi, herhangi bir alanda bireyin yetkin olmasını sağlayan en önemli faktör olarak ortaya çıkmaktadır (Bandura, 1995). Bağımsız olarak gerçekleştirilen uzmanlık deneyimi, bireyin karşılaştığı sorunları kaygılanmadan daha rahat çözümlemesini sağlar (Zimmerman, 1995). Uzmanlık deneyiminin en önemli bileşenleri arasında ise bilgi ve deneyimler bulunmaktadır. Bandura (1997), bireyin bilgiyi bilişsel olarak doğru kullanabilmesinin önemine dikkat çekerek yetkinliğin sadece bireyin göstereceği performans ile ilişkili olmadığını, bilginin bilişsel olarak doğru kullanılabilmesi ile de şekillendiğini tespit etmiştir. Deneyim ise deneme yanılma yoluyla edinilmiş bilinç olarak ortaya çıkan bir kavramdır. Deneyim, deney ve gözlem gibi bilimsel yolla gerçekleşebileceği gibi bireyin çevresinde gerçekleşen olay ve durumlar karşısında bireyin davranışlarına etki edebilen bir faktör olarak karışımza çıkabilir (Northoff ve Stanghellini, 2016).

Dolaylı Deneyim

Bireyin çevresinde etkileşimde bulunduğu bireylerin davranışlarını ve bu davranışların çıktılarını gözlemleyip model alarak öğrenmesi, dolaylı deneyim olarak tanımlanmaktadır (Brown ve Inouye, 1978). Birey doğumundan itibaren çevresini gözlemlemeye başlarken, erken çocukluk döneminde başlayan model alma süreci yetişkinliğe doğru bireyin zihinsel yapısının da gelişmesi ve model alma düzeyinin farklılaşması ile devam eder (Fallazadeh, 2011). Dolaylı deneyim bazı durumlarda uzmanlık deneyimi kadar önem taşıyabilir. Benzer hedefleri olan birey, benzer durum ve şartlar altında olan başarılı bireyleri model alabilir. Bireyin model aldığı durum ve davranışlar ise yetkinliğinin üzerinde olumlu ya da olumsuz etkilerde bulunabilir (Oettingen, 1995).

Bandura’ya göre (aktaran, Beck, Collins, Overholser ve Terry, 1985), dolaylı deneyim sadece gözlemleyerek değil, okuyarak ya da duyarak da geliştirilebilmektedir. Birey, çevre ve davranışın süreklilik gösteren bir şekilde etkileşimi sonucu beliren dolaylı deneyimde, gözlemlediği davranışların nasıl gerçekleştiğini anlar ve bunu model alarak tekrar eder. Bireyin gerçekleştirdiği bu davranış istediği sonucu elde etmesini sağlarsa birey bu davranışını pekiştirir. Diğer yandan bireyin model aldığı durum ya da davranışın gördüğü kişinin cezalandırılması, bireyin benzer şekilde hareket etmesini engeller (Zimmerman, 1995).

Sözel İkna

Cesaretlendirme, güdüleme gibi anlamlar da ifade eden sözel ikna, bir durumda başarılı olabilecek beceriye sahip bireyin sosyal çevresi tarafından sözel destek görmesi ile performans düzeyindeki artışı sağlar (Litt, 1988). Sözel ikna bireyin kendini yetkin hissetmesinden çok başladığı işi bitirebileceğine dair güdülenme düzeyini arttırmaya yöneliktir (Feltz ve Payment, 2005). Bunun dışında sözel ikna olumsuz olarak da gerçekleşebilir. Birey karşılaştığı zor durumda sözel ikna ile daha fazla performans gösterebilir, ancak bireyin daha fazla performans göstermesine rağmen istediği sonucu elde edememesi yetkinlik inancını azaltır (Schunk, 1989).

Bandura (1977), ise bireyin sözel ikna ile güdülenme düzeyindeki artışı, sözel iknada bulunan bireyin yetkinlik ve güvenilirliğine göre farklılık gösterdiğini tespit etmiştir.

Duygusal Durumlar

Duygular genel olarak bireyin dışarıdan gelen uyarıcılara karşı doğuştan gelen algıları ile verdiği psikolojik tepkilerdir (Saarni, 1999). Bandura (1997), bireyin duygu durumunun yetkinliği üzerindeki etkisine dikkat çekerek, kaygılı ve korkak yapıya sahip bireylerin düşük yetkinlik düzeyine sahip olduğunu gözlemlemiştir.

Albert Bandura
Albert Bandura

Bandura (1993), kaygı düzeyi yüksek ve içine kapanık bireylerin kendini geliştirme noktasında kararsız kaldığını ve bununda yetkinlik düzeylerini önemli ölçüde etkilediğini ifade etmiştir. Yüksek kaygı düzeyine sahip bireyin odaklanma sorunu yaşayarak, karşılaştığı zorluklarda yüksek performans gösteremediklerini de ileri süren Bandura (1997), bireyin kaygılı duygu yapısının fizyolojisine etki ettiğini ve genel olarak bireydeki sürekli yorgun hissetme, gergin olma, nedensiz ağrı hissetmenin de bu durumun bir sonucu olduğunu belirtmiştir.

Yetkinlik Beklentisi

Feltz ve Payment (2005), yetkinlik beklentisini, bireyin kendi yeterliliği ile belirli bir etkinliği gerçekleştirebilmeye ilişkin düşüncesi olarak tanımlamıştır. Bandura (1977), yetkinlik beklentisini, bireyin belirli bir işi başarı ile yapabilme yeterliliğine olan inancı olarak nitelendirmiştir. Bireyin bir işe başlaması ve o işi sürdürmesi ile ilgili kararlarında yetkinlik algısı ona yol göstermektedir (Foley ve Weinraub, 2017).

Bireyin sahip olduğu yetkinlik beklentisi, üstlendiği bir işi daha fazla çaba göstererek etkin bir şekilde yürütmesini, zorluklar karşısında daha sabırlı olmasını ve yeteneklerini daha etkin kullanmasını sağlayabilir. Ancak, bu durum bireyin üstlendiği her görevi başarı ile sonuçlandıracağı anlamına gelmez (Wigfield ve Cambria, 2010). Yetkinlik beklentisi, bireyin kendisini doğru değerlendirmesi ile ilişkilidir (Bandura, 1986).

Bandura’ya göre (aktaran Caldwell ve Pianta, 1991), yetkinlik beklenti düzeyi farklı olan bireyler, başarısızlıklarını da farklı şekilde tanımlanmaktadır. Yetkinlik beklentisi yüksek olan bireyler, başarısızlıklarını performans düzeyindeki düşüklüğe bağlarken, yetkinlik beklentisi düşük olan bireyler ise, başarısız oldukları iş ya da durum ile ilgili yeteneklerinin olmadığını öne sürerler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir